Zarafet Masada Nasıl Belli Olur?

Modern Sofrada İncelik, Nezaket ve Misafirlik

İyi sofra adabı, kuralları sergilemek değil; masadaki herkesin kendisini rahat, değerli ve hoş karşılanmış hissetmesini sağlamaktır.

Zarif bir sofrayı yalnızca güzel porselenler, doğru yerleştirilmiş çatal-bıçaklar ya da kusursuz bir masa örtüsü oluşturmaz. Asıl zarafet, insanlar masaya oturduktan sonra başlar.

Bir misafirin sözünü kesmemek, servis sırasında çalışanlara saygılı davranmak, küçük bir kazayı büyütmemek, ikram konusunda ısrar etmemek, telefonu sohbetin önüne geçirmemek...

Bunların hiçbiri gösterişli davranışlar değildir. Fakat bir sofranın nasıl hatırlanacağını çoğu zaman tam da bu küçük ayrıntılar belirler.

Geçtiğimiz sayıda sofranın temel kurallarını konuştuk. Bu kez bir adım daha ileri gidiyor ve masanın üzerindekilerden çok, masanın etrafındaki davranışlara bakıyoruz.

MASAYA OTURMAK DA BİR NEZAKETTİR

Bir davette masaya herkesten önce yerleşmek yerine ev sahibinin yönlendirmesini beklemek zarif bir davranıştır. Oturma düzeni belirlenmişse yer değiştirmemek; belirlenmemişse de başkalarının rahatça yerleşmesine fırsat vermek gerekir.

Sandalyeyi gereğinden fazla masadan uzaklaştırmamak, otururken çevredekileri rahatsız etmemek ve kişisel eşyaları masanın üzerine yaymamak küçük ama önemli ayrıntılardır.

Çanta, telefon, anahtar ve gözlük kılıfı gibi eşyaların yemek alanını işgal etmemesi sofrayı hem daha düzenli hem de daha rahat hale getirir.

Ve belki de en önemlisi:

Masaya oturduğumuz anda yalnızca yemeğe değil, birlikte geçireceğimiz zamana da katılmış oluruz.

PEÇETENİN SESSİZ DİLİ

Akdeniz manzaralı kış bahçesinde sofra.

Peçete, sofradaki en sade parçalardan biridir; fakat kullanımı birçok kişinin tereddüt ettiği konulardan biri olmaya devam eder.

Masaya oturduktan ve yemek başlamaya hazırlanırken kumaş peçete nazikçe açılarak dizlerin üzerine yerleştirilir. Büyük peçeteler genellikle tamamen açılmak yerine ikiye katlanarak kullanılabilir.

Peçetenin görevi yüzü veya tabağı silmek değildir. Gerektiğinde ağız kenarlarına hafifçe dokundurularak kullanılır.

Ruj fazlasının yemek öncesinde uygun şekilde alınması da bardaklarda belirgin iz bırakılmasını azaltabilir.

Kumaş peçetenin dizlere nazikçe yerleştirilmesi.

Yemek sırasında kısa süreliğine sofradan ayrılmanız gerekirse peçeteyi sandalyenin üzerine bırakmak bazı geleneksel görgü kaynaklarında önerilse de uygulamalar kültüre ve mekâna göre değişebilir. Günümüzde temiz ve pratik yaklaşım, peçeteyi gevşek ve düzenli biçimde kendi yerinizin sol tarafına bırakmaktır.

Yemek tamamen sona erdiğinde de peçete yeniden katlanıp ilk haline getirilmeye çalışılmaz. Hafifçe ve gevşek biçimde tabağın sol tarafına bırakılır.

Zarafet, peçeteyi origami gibi yeniden katlamakta değil; onu sessiz ve doğal biçimde kullanabilmektedir.

SOHBET SOFRANIN GÖRÜNMEYEN SERVİSİDİR

Sofrada sohbet — herkese konuşacak alan bırakmak.

İyi hazırlanmış bir yemek insanları masaya getirir; güzel bir sohbet ise onları masada tutar.

Sofrada sohbet ederken en temel kural basittir:

Herkese konuşacak alan bırakmak. Bir kişinin sürekli konuştuğu, diğerlerinin yalnızca dinlediği masa ne kadar güzel hazırlanmış olursa olsun gerçek anlamda iyi bir davet değildir.

Sorular sorun. Dinleyin. Konuşmaya daha az katılan kişileri nazikçe sohbete dahil edin. Fakat kimseyi konuşmaya zorlamayın.

Ağzınızda yemek varken konuşmamak yalnızca klasik bir görgü kuralı değildir; karşıdaki kişiye gösterilen temel saygının da bir parçasıdır. Tam o sırada size bir soru yöneltilirse aceleyle cevap vermek yerine yemeğinizi bitirip ardından konuşabilirsiniz.

Çatal veya bıçağı havada tutarak uzun uzun konuşmak ve onlarla jest yapmak da hoş görünmez. Konuşma uzayacaksa çatal-bıçağı tabağa bırakmak daha zariftir.

TELEFON MASADA NEREDE DURMALI?

Mümkünse görünürde değil.

Modern sofranın belki de en yeni görgü kurallarından biri budur.

Telefonu ekranı aşağı çevrilmiş olsa bile tabağın hemen yanına koymak, istemeden de olsa “dikkatim her an başka yere gidebilir” mesajı verebilir.

Özellikle küçük bir davette telefonun çantada veya cepte kalması sohbetin kalitesini değiştirir.

Acil bir telefon bekliyorsanız bunu masadakilere önceden kısaca söylemek yeterlidir:

“Onemli bir telefon bekliyorum, gelirse kısa süreliğine izin isteyebilirim.” Telefon geldiğinde mümkünse masadan ayrılarak konuşmak, sofradaki diğer insanları kendi görüşmenizin dinleyicisi haline getirmemek en zarif çözümdür.

Fotoğraf çekmek istiyorsanız da bütün masayı uzun süre bekletmemek gerekir.

Yemek soğurken kusursuz kareyi aramak, güzel bir sofranın amacını kaçırabilir.

İKRAM ETMEK İLE ISRAR ETMEK AYNI ŞEY DEĞİLDİR

İkram etmek ile ısrar etmek aynı şey değildir.

“Biraz daha alır mısınız?” Güzel bir ev sahipliği cümlesidir.

“Hayır teşekkür ederim.” Güzel bir misafir cevabıdır.

Ve çoğu zaman konuşmanın burada bitmesi gerekir.

Bir misafirin tabağını sürekli doldurmak, “Hiçbir şey yemediniz”, “Bunu mutlaka bitirin” ya da “Bir kaşık daha alın” diyerek ısrar etmek iyi niyetli olsa bile karşıdaki kişiyi rahatsız edebilir.

İnsanların iştahı, sağlık koşulları, tercihleri ve beslenme biçimleri farklı olabilir. Bunların hiçbirini sofrada açıklamak zorunda değillerdir.

Misafir olarak da bir ikramı reddederken uzun açıklamalar yapmak gerekmez.

“Çok teşekkür ederim, gerçekten çok güzeldi ama benim için yeterli.” çoğu durumda yeterince naziktir.

ZARİF EV SAHİBİ KURALI

Bir kez teklif edin. Cevaba saygı gösterin.

Misafirperverlik, tabağı doldurmak kadar sınırları gözetmeyi de bilmektir.

ZOR YİYECEKLER, KOLAY KURALLAR

Bazı yiyecekler sofraya geldiğinde insan bir an durup “Bunu nasıl yemeliyim?” diye düşünebilir.

Birkaç basit kural pek çok durumda yeterlidir.

Ekmek

Kişisel ekmek tabağındaki ekmek, büyük parçalar halinde ısırılmak yerine gerektiğinde küçük lokmalar halinde koparılarak yenebilir. Tereyağı servis ediliyorsa yenilecek küçük parçaya sürülmesi klasik sofra adabına daha uygundur.

Zeytin

Çekirdekli bir zeytin ağıza elle götürüldüyse çekirdeği de mümkün olduğunca aynı yöntemle, dikkat çekmeden çıkarılabilir. Çatal kullanılarak yenmişse çekirdeğin yine kontrollü biçimde çatala alınması tercih edilebilir.

Esas kural, çekirdeği masada dikkat çeken bir harekete dönüştürmemektir.

Spagetti

Spagetti çatalla küçük bir miktar alınarak tabağın kenarında veya uygun boşluğunda çevrilir. Çok büyük bir makarna yığını oluşturmamak ve uzun makarnayı ağıza doğru çekmemek daha zarif bir görünüm sağlar.

İtalyan geleneğinde spagetti için kaşık kullanımı genel olarak gerekli kabul edilmez.

Limon

Bir dilim veya parça limonu yemeğin üzerine sıkarken suyun çevreye sıçramamasına dikkat edilir. Gerekirse diğer el hafifçe siper edilebilir.

Sos

Tabağı ekmekle tamamen temizlemek resmi sofralarda uygun görülmeyebilir. Daha samimi sofralarda ise kültür ve ortam belirleyicidir.

Ve burada önemli bir ayrıntı var:

Sofra adabı kültüre göre değişebilir. Bir ülkede doğal kabul edilen davranış başka bir ülkede alışılmadık olabilir. Uluslararası bir sofrada zarafet bazen bir kuralı ezbere uygulamaktan çok, bulunduğumuz kültürü gözlemleyebilmek anlamına gelir.

BİR ŞEY TERS GİTTİĞİNDE...

Bir bardak devrildi.

Çatal yere düştü.

Garson yanlış tabağı getirdi.

Yemeğin üzerine sos döküldü.

İşte görgü kurallarının gerçekten sınandığı anlar bunlardır.

Küçük bir kazayı masanın büyük olayına dönüştürmemek gerekir.

Çatalınız yere düştüyse restoranda eğilip masanın altında aramak yerine servis görevlisinden yenisini isteyebilirsiniz.

Bir içecek döküldüğünde telaş yaratmadan, gerekiyorsa yardım isteyerek temizlenmesini sağlamak yeterlidir.

Başka biri hata yaptıysa onu utandırmamak ise belki de bütün kurallardan daha önemlidir.

Çünkü gerçek zarafet kusursuzluk değildir.

Kusur ortaya çıktığında başkalarını rahat ettirebilmektir.

RESTORANDA ZARAFET

Restoranda zarafet — nezaket masanın iki tarafında da geçerlidir.

Nezaket Masanın İki Tarafında da Geçerlidir

İyi sofra adabı yalnızca ev davetleri için değildir.

Restoranda servis çalışanlarına nasıl davrandığımız da masa kültürümüzün bir parçasıdır.

Bir görevliye seslenmek gerektiğinde göz teması kurmak veya uygun bir anda nazikçe seslenmek yeterlidir. Parmak şıklatmak, yüksek sesle çağırmak veya küçümseyici bir üslup kullanmak zarif değildir.

Siparişte bir sorun varsa bunu söylemekten çekinmek gerekmez.

Fakat şikâyetin amacı birini küçük düşürmek değil, sorunun çözülmesini sağlamaktır.

Örneğin:

“Affedersiniz, sanırım benim siparişim farklıydı. Kontrol edebilir miyiz?” cümlesi çoğu durumda yeterlidir.

Nazik olmak, hakkımızdan vazgeçmek anlamına gelmez.

Zarafet, talebimizi karşı tarafın onurunu zedelemeden ifade edebilmektir.

HESAP GELDİĞİNDE

Özellikle davet sofralarında en garip anlardan biri hesabın masaya gelmesi olabilir.

Davet eden kişi hesabı üstlenmek istiyorsa bunu mümkün olduğunca doğal ve gösterişsiz biçimde yapmalıdır.

Misafir bir kez katkıda bulunmayı teklif edebilir. Ev sahibi açıkça davet ettiğini ve hesabı ödeyeceğini söylüyorsa dakikalarca süren “Ben ödeyeceğim — hayır ben” mücadelesi zarafeti artırmaz.

Öte yandan arkadaşlar arasında hesabın paylaşılması planlanmışsa bunun mümkünse sipariş öncesinde veya doğal bir biçimde netleşmesi herkesin rahat etmesini sağlar.

Para konuşmak ayıp değildir.

Başkalarını mahcup edecek biçimde para konuşmak hoş değildir.

EV SAHİBİNİN GÖRÜNMEYEN ZARAFETİ

İyi ev sahibi yalnızca güzel yemek hazırlayan kişi değildir.

Masadaki ritmi fark eden kişidir.

Bir misafirin bardağının boşaldığını görür ama sürekli başında beklemez. Yemek istemeyen kişiye baskı yapmaz. Sohbetin dışında kalan birini nazikçe içeri alır. Bir misafir yanlış çatalı kullandığında bunu düzeltme ihtiyacı duymaz.

Ve en önemlisi, misafirlerinin kendilerini sınavdaymış gibi hissetmelerine izin vermez.

Çünkü görgü kurallarının amacı insanları birbirinden ayırmak değildir.

İyi görgü, birlikte yaşamayı kolaylaştırmak için vardır.

MASADA ASLA YAPILMAMASI GEREKEN 7 KÜÇÜK ŞEY

  1. Telefonu sofranın merkezine yerleştirmek. Dikkatinizi masadaki insanlara verin.
  2. Başkasının tabağı hakkında yorum yapmak. “Ne kadar az yiyorsun?” veya “Hepsini mi yiyeceksin?” gibi cümleler gereksizdir.
  3. Servis personeline parmak şıklatmak. Nezaket yalnızca misafirlere gösterilmez.
  4. Birini yemeye veya içmeye zorlamak. İkram edin; cevabına saygı gösterin.
  5. Ağzınızda yemek varken konuşmak. Birkaç saniye beklemek yeterlidir.
  6. Başkasının seçimini küçümsemek. Sipariş edilen yemek, içecek veya beslenme tercihi masada eleştiri konusu olmamalıdır.
  7. Küçük bir hatayı büyük bir meseleye dönüştürmek. Bazen en zarif hareket, olanı büyütmeden devam edebilmektir.

ZARİF YAŞAM NOTU

Bir insanın sofra adabını yalnızca çatalı hangi eliyle tuttuğundan anlayamayız.

Belki asıl işaret, servis görevlisine nasıl teşekkür ettiğidir.

Belki yanlışlıkla bardağını deviren kişinin mahcubiyetini nasıl hafiflettiğidir.

Belki kendisine ikram edilen üçüncü tabağı kibarca reddetmesi ya da misafirinin “hayır” cevabını ikinci kez sorgulamamasıdır.

Kusursuz sofralar güzel fotoğraflar yaratabilir.

Fakat güzel hatıraları, insanların o sofrada birbirlerine nasıl hissettirdikleri yaratır.

“Sofra adabı, hangi çatalı kullanacağımızı bilmekten önce, masadaki diğer insanların kendilerini rahat hissetmelerini sağlamaktır.” — Zarif Yaşam