Sevgili Okurlarımız,

Yeni bir sayıyla yeniden birlikteyiz.

İkinci sayımızı hazırlarken kendi kendime şunu düşündüm:

Bir insanın hayatını güzel yapan nedir?

Sahip oldukları mı? Gördüğü yerler mi? Başardıkları mı?

Elbette bunların hepsi hayatın bir parçası. Ama yıllar geçtikçe insan, güzelliğin çoğu zaman çok daha başka yerlerde saklandığını fark ediyor.

Sabah uyandığınızda yeni bir güne hâlâ merak duyabilmekte. Evinizde küçük bir şeyi güzelleştirmekten mutluluk duymakta. Sevdiğiniz insanlarla aynı sofraya oturmanın kıymetini bilmekte. Bir çiçeğin açtığını fark etmekte. Kendinize bakmayı ihmal etmemekte. Yeni bir şey öğrenmekten, üretmekten, düşünmekten ve değişmekten vazgeçmemekte.

Ben yaş almanın hayattan geri çekilmek anlamına geldiğine hiç inanmadım.

Tam tersine, insanın yıllar içinde kendisini daha iyi tanıdığına inanıyorum. Neyi sevdiğini, neyi istemediğini, neyin gerçekten önemli olduğunu daha iyi anlıyor.

Belki gençken hayatın bize ne getireceğini merak ediyoruz. Yıllar geçtikçe ise başka bir soru önem kazanıyor:

Ben bu hayata ne katıyorum?

Bir evin sıcaklığına… Bir sofranın neşesine… Ailemizin hatıralarına… Çevremizdeki insanların hayatına… Ve kendi günlerimize…

Bazen çok büyük şeyler yapmamıza gerek yok.

Yaşadığımız yere özen göstermek, kendimize iyi bakmak, güzel konuşmak, iyi dinlemek, öğrenmeye devam etmek, bildiğimizi paylaşmak ve hâlâ yeni hayaller kurabilmek de hayatın içinde olmanın bir biçimi.

Benim için Zarif Yaşam biraz da bunun ifadesi.

Bu dergiyi yalnızca güzel evlerden, sofralardan, bahçelerden, modadan, sağlıktan ya da yaşam kültüründen söz etmek için hazırlamıyoruz.

Bütün bunların arkasında daha büyük bir düşünce var:

Hayatımıza kayıtsız kalmamak.

Bedenimize, evimize, çevremize, ilişkilerimize ve yaşadığımız dünyaya dikkatle bakmak. Çünkü insan neye özen gösterirse onunla arasında bir bağ kuruyor.

Bu sayıyı hazırlarken ben de uzun zamandır hayatımın bir parçası olan şeylerden birine yeniden yer açtım. Bu ay sizin için dikiş makinesinin başına oturdum.

Kumaşlara dokunmak, renkleri yan yana görmek ve elimdeki bir parçanın yavaş yavaş biçim kazanışını izlemek bana hâlâ aynı mutluluğu veriyor. Çünkü üretmenin yaşı olmadığına inanıyorum. İnsan bildiklerini paylaşırken de yeni bir şey denerken de hayatla bağını tazeliyor.

Belki Zarif Yaşam'da yapmak istediğimiz şey de tam olarak bu: Yıllardır bildiklerimizi bugünün dünyasıyla buluşturmak ve hâlâ öğrenmeye, denemeye, üretmeye devam etmek.

Eylül de bana hep bunu düşündüren aylardan biridir.

Yaz henüz tamamen gitmemiştir ama havada yeni bir mevsimin haberi vardır. Dolabımız yavaşça değişir, soframız değişir, bahçenin rengi değişir; günün ışığı bile başka türlü düşmeye başlar.

Doğa bize sessizce şunu hatırlatır:

Değişmek, güzelliğin sona ermesi değildir. Bazen güzelliğin başka bir biçimde devam etmesidir.

Belki biz de hayatımıza böyle bakmalıyız.

Her dönemin kendine ait bir güzelliği, her yaşın başka bir zenginliği, her yeni günün hâlâ bize verebileceği bir şey var.

Yeter ki görmeye devam edelim.

Bu nedenle Eylül sayımızda yalnızca yeni bir mevsime hazırlanmıyoruz. Bedenimize yeniden kulak veriyor, evimizde nefes alacak alanlar açıyor, sofralarımızı mevsime yaklaştırıyor, bahçemize ve doğaya daha dikkatle bakıyoruz.

Yaşadığımız çevreye biraz daha yavaş bakıyor; her gün önünden geçtiğimiz ama belki de artık fark etmediğimiz güzellikleri yeniden keşfediyoruz.

Çünkü zarif yaşamak benim için kusursuz bir hayat kurmak değildir.

Yaşadığımız hayatın kıymetini bilmektir.

Kendimizi bir kenara bırakmadan sevdiklerimize yer açmak; geçmişimizi unutmadan bugünde yaşamak; bildiklerimizin değerini bilirken hâlâ öğrenebileceğimiz şeyler olduğunu kabul etmek…

Ve hangi yaşta olursak olalım, aynaya baktığımızda kendimize:

"Benim daha yaşayacak, öğrenecek, üretecek ve paylaşacak çok şeyim var."

diyebilmek.

Belki de bu yüzden insanın duruşu yıllar içinde değişiyor.

Daha sakin ama daha güçlü. Daha seçici ama daha meraklı. Daha çok şey yaşamış ama hayata söyleyecek sözü hâlâ bitmemiş…

Ben bugün Zarif Yaşam'ın ikinci sayısına bakarken tam olarak bunu hissediyorum.

Geçmişten getirdiklerimizin kıymetini bilerek ama yüzümüzü bugüne ve yarına dönerek, hayatın içinde kalmaya devam etmek.

Zarif Yaşam'ın ikinci sayısını da işte bu duyguyla sizlere bırakıyorum.

Yeni mevsim hepimize yeni güzellikler getirsin.

Ama en önemlisi, o güzellikleri görebilecek merakımız ve hayatı güzelleştirme isteğimiz hiç kaybolmasın.

Sevgiyle,

Semiha Yardım Genel Yayın Yönetmeni · Zarif Yaşam